Ebola hakkında bilmeniz gereken her şey

Hücreyi ele geçiren Ebola virüsü

Hücreyi ele geçiren Ebola virüsü

Ebola’dan korkmalısınız. Fakat medyada yansıtıldığı için aklınız çıkarcasına korkmanız için Batı Afrika’da yaşıyor olmanız gerekiyor. Türkiye’de yaşadığınızı varsayıyoruz, bu yüzden yalnızca aklınızın bir köşesinde olsa yeterli. Ebola’nın Afrika’dan Avrupa ve ABD’ye taşınması, bu ölümcül virüsü sosyal medya troll’lerinin eğlencesi haline getirdi. Ebola’yı tanımayan insanlar da, sokakta yürürken düşüp ölecekleri kanısına kapıldı. Ebola’nın Türkiye’de büyük bir problem olması ve önüne geçilemeyecek bir salgın haline gelmesi pek mümkün görünmüyor. Bunun sebeplerinden ilki, diğer hastalıklar gibi kolayca bulaşmaması; grip gibi hava aracılığıyla insandan insana geçemiyor.

Ebola virüsünü kapmak için, virüsü taşıyan bir insandan çıkan ter, idrar, salya gibi sıvılarla doğrudan temas etmek gerekiyor. Daha da önemlisi, Ebola virüsü son safhaya ulaşıp taşıyıcısını yüksek ateş ve mide bulantısı semptomlarıyla hasta etmediği sürece, virüs bulaşıcı değil. Bu gerçeklerin es geçilerek, Ebola’nın gittiği ülkeyi öldürdüğü odağında yapılan haberler, insanların toplu taşıma araçlarından ve uçaklardan tedirgin olmalarına sebep oluyor.

Tüm bu abartıların amatörce olduğunu açıklamak için, Ebola virüsünün bulaşmadan enfeksiyona ve hastalıktan ölüme kadar insan vücudunda neler yaptığını mercek altına aldık. Bizi yanlış anlamayın, evet Ebola’dan korkmalıyız fakat nelerden korkmamız gerektiğini doğru bilmeliyiz. Bir nevi düşmanını çok iyi tanı anlayışından bahsediyoruz.

İşte Ebola’nın macerası…

BULAŞMA

ebola bulaşma

“Virüs insandan insana kolayca geçmiyor. Öyleymiş gibi görünüyor ama değil. Herhalde Ebola korkunç olduğu için böyle düşünülüyor” diyor DePauw Üniversitesi biyokimyacılarından Sharon Crary. Kendisi uzun süredir Ebola üzerinde çalışıyor ve virüs ile savaşta en ön saflarda yer alıyor. Hatta, 2000 yılında Uganda’nın Gulu şehrinde patlak veren Ebola salgınına karşı gönderilen ilk ekipte de yer almıştı.

Ebola, grip ile karşılaştırıldığında pek hantal bir bulaşıcı. Aslına bakarsanız, kızamık bile Türkiye’de daha hızlı yayılıyor ki insanlar artık çocuklarını düzenli olarak aşılatmıyor. Bilim insanları, kızamık hastalarının, virüsü ortalama 18 kişiye daha bulaştırdıklarını belirtirken, Ebola’da bu rakam iki civarında. Ebola kızamık ve gribal enfeksiyon gibi sinsi ilerleyen bir yapıya sahip değil, hava aracılığıyla ve insanı ayakta duramayacak hale getiren gözardı edilemez semptomları kendini göstermeden bulaşamıyor. Ebola yalnızca kan, ter, meni, idrar gibi vücut sıvıları ile bir insandan ötekine sıçrayabiliyor.

“Virüs insandan insana kolayca geçemiyor.
Öyleymiş gibi görünüyor ama değil…’

ENFEKSİYON

ebola

 

Her ne kadar insandan insana bulaşması zor olsa da, bir kez bulaştıktan sonra Ebola insana ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor ve onu ölüme götürüyor. Ebola’nın bir tedavisi yok. Tıp henüz hantal haliyle bu denli yayılmayı başaran bu katile herhangi bir çözüm bulabilmiş değil. Virüs insana bulaştığında, onun kontrolünü ele alıyor ve yüksek ateş silahını o kadar iyi kullanıyor ki, kanlı ishal ve kusma gibi zincirleme semptomlara sebep olabiliyor.

Ebola, ince ve uzun bir yapıya sahip; nefret etmeden bakarsanız, onu mikroskobik bir spagettiye benzeteceksiniz. İnsanın içine girdiği zaman, ilk olarak bağışıklık sistemine saldırıyor ve en güçlü kaleyi düşürüyor. Ardından karaciğeri, böbrekleri ve damarların içerisindeki kan hücrelerini hedef alıyor. Ebola vücuda karşı en büyük taaruzunu hücreleri ele geçirdiği zaman başlatıyor. Hemen kendi genomunun kopyalarını oluşturuyor ve normalde hücrelere kendi proteinlerini üretme olanağı sağlayan sistemi ele geçirerek, kendi protein fabrikasına sahip oluyor. Bu proteinler olgun virüs partiküllerini besliyor ve onlar da tepeden tırnağa vücutta ele geçirilecek başka hücreler arıyor.

Bir kez bulaştıktan sonra
ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor

HASTALIK VE ÖLÜM

ebola ölüm

Virüsün kuluçka süresi iki gün ile üç hafta arasında değişiklik gösteriyor. Hastaların büyük çoğunluğu ise semptomları yedi ile 10 gün arasında göstermeye başlıyor. Bu basit semptomların bildiğimiz grip ile karıştırılması kuvvetle muhtemel fakat hastanın vücudunda yaşananların grip ile uzaktan yakından alakası yok.

Semptomlar ortaya çıktığında, hastanın karaciğeri saldırıya uğramış oluyor ve beraberinde birçok acı getiriyor. Kan hücreleri virüs tarafından ele geçirildiği için, hem iç hem de dış kanama başlıyor. Ebola ile vücut arasındaki çekişme sürdükçe, organ yetmezliği tehlikesi baş gösteriyor. Kan hücreleirnden ve organlardan sızan sıvı, kan basıncını düşüyor. Tüm bunlar bir araya geldiğinde de, düşük kan basıncı, elektrolit dengesizliği ve organ yetmezliğinin ölümcül kombinasyonu ortaya çıkmış oluyor.

Kimse Ebola’nın vücut dışında tam olarak ne kadar hayatta kalabildiğini bilmiyor fakat 2007 yılında yapılan bir deney, Afrika sıcağında vücut dışına çıkan kanda altı saate kadar yaşayabildiğini gösterdi.


Bu yazı ilk olarak 2f Magazine kasım sayısında yayınlanmıştır. Birbirinden ilginç içeriklere ilk ulaşanlardan olmak istiyorsanız, dergiyi buradan veya 2f Magazine isimli Android ve iOS uygulamaları üzerinden herhangi bir ücret ödemeden okuyabilirsiniz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Shares