Godfather değil Antonio Carluccio

Antonio Carluccio

İtalyan mutfağının önemli temsilcilerinden olan Carluccio’s’un kurucusu Antonio Carluccio, geçtiğimiz hafta İstanbul’daydı.

Antonio Carluccio, nam-ı diğer ‘Godfather of italian gastronomy’ dünyanın en tanınmış şeflerinden biri. Aslında onu sadece şef olarak tanımlamak yanlış olur. Kendisi bir yazar, yiyecek uzmanı ve aynı zamanda bir iş adamı.

İtalyanlar belki de dünyanın en sevilen, en popüler mutfaklarından birine sahip olsalar da ‘global’ marka olmaktan hoşlanmazlar. Çünkü İtalyan tarzı yavaş, az kişiye pişen, en özenli malzemelerle hazırlanan yemeklere dayanır. Bu takıntıları da onların restoran zincirleri oluşturmaları önündeki en büyük engeldir.

Bu açıdan Antonio Carluccio, gerçekten özel bir İtalyan. İtalya’nın Salerno bölgesinde doğan Carluccio, 21 yaşında okumak için Avusturya’ya gitmiş, ardından Almanya’ya geçerek şarap tüccarlığına başlamış ve İngiltere’ye taşınıp bu mesleği devam ettirmiş. Belki de bu sayede daha global düşünebilmeyi öğrenmiş.

Restorancılık tecrübesi ise restoran müdürü olarak Londra’da bir mekanda çalışarak başlamış. 1981 yılında Neal Street isimli bu mekanda çalışmaya başlayan Carluccio, 1989 yılında mekanı Sir Terence Conran’dan devralarak kendisi işletmeye başlamış. Bu Carluccio’s efsanesinin ilk adımı olmuş dersek yalan olmaz. Çünkü sadece 2 yıl sonra, 1991 yılında ilk Carluccio’s restoranı Londra’da açılmış. Carluccio’nun Neal Street’te yanında çalışan isimlerden biri de Jamie Oliver olmuş. Oliver profesyonel kariyerine burada başlamış ve kendisi bugün yeni neslin en tanınmış şeflerinden biri. Hatta onun da Jamie’s adında global bir restoranlar zinciri var. Carluccio’dan işi iyi kaptığına hiç şüphe yok. Carluccio’s bugün dünyanın birçok farklı ülkesinde restoranlara sahip. Sadece İngiltere’de 80 Carluccio’s bulunuyor. Türkiye’de ise 5. Carluccio’s geçtiğimiz günlerde Nişantaşı’da açıldı. Geceye Godfather Carluccio da katıldı. Kendisi 77 yaşında olmasına rağmen çok yoğun bir programı vardı. Önce kitap imzaladı, ardından yemek pişirdi, açılış gecesine katıldı ve bloggerlarla buluştu. Sadece açılış gecesinde fotoğraf çektirmek bile başlı başına yorucu bir aktiviteydi.

Hâlen her yere bizzat katılmaya çalışan, her fırsatta mutfağa giren, bahçelerde taze mantar peşinde koşan, Twitter’da paylaşım yapan, sitesinde sizden gelecek ‘şaka’ları bekleyen biri Carluccio. Onun bu halini görünce ona Godfather değil de ‘Carluccio dede’ diyesim geldi dersem yalan olmaz.

Carluccio’s’a gelince, onlar hakkında genel olarak duyduğum eleştiri Londra’nın ‘orta seviye’ restoranının Türkiye’de çok lüks olarak konumlandırıldığı yönünde. Biz de isteriz her köşede kaliteli küçük İtalyan restoranları olsun ama ülkemizde bu yaklaşım sadece kebapçı konseptiyle tutabiliyor malesef. Sonuç olarak Carluccio’s’un sunduğu ortam ve menüsü güzel. AVM’leri de sevdiğimize göre genel Türk insanı için yaklaşım doğru… Açılış için Carluccio’yu Türkiye’ye getirip birçok etkinlikte yer almasını sağlamaları da önemli bir iş.

Son olarak, etkinlikte Carluccio’s ile Hard Rock Cafe’nin Türkiye’deki yatırımcılarının aynı olduğunu öğrendim. Bence iki tercihleri de başarılı. Saide Group ismini daha önce duymamıştım ama bundan sonra daha dikkatlice yeni hamlelerini bekliyor olacağım.

Antonio Carluccio 2

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Shares